1982 Anayasası; darbecilerin hazırlattığı bir anayasadır. Bu anayasada Millet iradesi, “vesayet” altındadır. 82 Anayasasına göre Millet; kendi iradesiyle hareket edemez, kendisi için doğru olana karar veremez. 1982 Anayasası; toplumun ihtiyaçlarını karşılamadığı gibi; demokrat, çağdaş ve zengin bir Türkiye’nin önünde, büyük bir engel olarak durmaktadır. Milleti düşman olarak görmeyen; herkesi kapsayan, kuşatan, eşit ve demokratik bir anayasa için; üstünlerin hukukunu temsil eden vesayet kurumlarının adil, bağımsız ve tarafsız olarak yeniden yapılandırılması, acil ihtiyaçtır.
Seçim ile referandum doğrudan bağlantılı değildir. Daha önce yapılan değişiklikler de seçim takvimine bağlı olarak yapılmamıştır. Paket, doğrudan meclis tarafından yapılabilirdi. Buna karşılık; BDP, CHP ve MHP’nin tutumları nedeniyle TBMM değişikliği gerçekleştirememiştir. Referandum yapmak yasal bir zorunluluk haline gelmiştir.
Tek tek oylama gibi bir zorunluluk yoktur. Anayasa oylamalarında bu mümkün de değildir. Böyle olması durumunda 194 maddelik bir anayasa için 194 kez sandığa gitmek gerekecektir. Hali hazırda referanduma sunulan değişiklikler; hukuk devleti, özgürlük, demokrasi gibi birbiriyle ilgili maddeleri içermektedir.
Türkiye’de seçmen, anayasa değişikliğiyle siyasi parti oylamasını ayırt edecek zihinsel güçtedir. ‘Evet’; iktidara, ‘Hayır’; Muhalefete verilmiş oy değildir. Daha fazla Özgürlük, daha fazla Demokrasi, daha fazla Milli İrade için sandığa gidiyoruz. “Evet” demek, siyasetin ve partilerin üzerinde bir misyondur.
Değişiklik paketiyle HSYK, çok daha geniş bir temsil kabiliyetine sahip olan ve yargı camiasının tümünü sürece dâhil eden bir yapıya kavuşmaktadır. İdarenin her türlü işlem ve eylemi ile ilgili olarak yargı denetiminin kapsamı genişletilmektedir. Yalnız; 82 Anayasası’nda 125. maddede Yüksek Askeri Şura kararları yargı denetiminden muaf tutulmuştur. Buna bağlı olarak YAŞ kararlarıyla şimdiye kadar binlerce subay ve astsubayın ordudan sorgusuz sualsiz ilişiği kesilmiş ve anayasal engel nedeniyle yargıya müracaat edemeyerek mağdur edilmişlerdir. Her vicdan sahibi, hukuka saygılı medeni insanın kabul edeceği gibi; bu insanların suçlu olup olmadıklarına karar verecek olan mahkemelerdir. Yine 125. maddenin 4. fırkasıyla ilgili bir değişiklikle yargının idarenin eylemlerine yerindelik denetimi yapamayacağı hükmü getirilmektedir.
“Yerindelik Kararı” Danıştay’ın bakanlar kurulu tarafından çıkarılan tüzükleri inceleme aşamasında ortaya çıkar. Anayasa Mahkemesi’ne göre Danıştay, tüzükleri yerindelik bakımından da denetleyebilmekte yani hukukun gerektirdiği sınırları aşarak yürütmeye de müdahale etmektedir. Bu mantık, milletlin temsilcilerinin yürütme kabiliyetine sahip olmadığı inancından beslenmektedir. Yeni değişiklikle “yargısal denetim hakkı hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz diye eklenmektedir. Bu kuvvetler ayrılığının gereğidir.
Hali hazırda Mahkeme üyeleri 65 yaşına kadar görev yapıyorlar. Anayasa Mahkemesi üyeleri bu değişiklikle artık 12 yıl bu görevde kalacaklar. 12 yıl, üyelerin tecrübe kazanması ve bu tecrübeyi uygulamaya yansıtmaları için yeterli bir süredir. Bundan daha uzun bir süre toplumsal değişimin mahkeme profiline yansımasına engeldir. Bu süre çağdaş ülkelerde de benzer şekildedir.
Bu müfettişler Adalet Bakanlığı merkez teşkilatı, icra daireleri, cezaevleri ve noterler dahil olmak üzere, buralardaki adalet hizmetlerini, adalet personelini ve savcıların sadece idari işlerle ilgili icraatlarını denetleyecekler. Hakim ve Savcıların yargısal nitelikli iş ve işlemleri Adalet Bakanlığı Müfettişleri tarafından denetlenemeyecektir.
Hak ve özgürlüklerle ilgili davalarda mahkeme kararının vatandaşı tatmin etmemesi durumunda, Anayasa Mahkemesine başvuru hakkıdır. Yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesi iki bölüm ve genel kurul olarak yeniden şekillendirilmiştir. Bölümler bireysel başvuruları da kabul edecektir. Amaç; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmeye gerek bırakılmamasıdır. Bu güne kadar Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikayet edilmiş bunun sonucunda, milyonlarca avro tazminat ödemeye mahlum edilmiştir. Bundan sonra birçok Avrupa ülkesi gibi biz de sorunlarımızı kendi ülkemizde çözme imkanına kavuşacağız.
Medeni dünyada askeri yargı sistemi yoktur. Askerler de adliye mahkemelerinde yargılanırlar. Anayasanın 145. maddesinde yapılan değişiklikle, askeri mahkemelerin görev alanı, askerlerin işledikleri suçlar ve bunların askerlere karşı işledikleri suçlarla sınırlandırılmıştır. Devlet güvenliği, anayasal düzen ve bu düzene karşı işlenen suçlar sivil mahkemelerde yargılanacaktır. Değişiklikle; sıkıyönetim ve savaş hali dışında sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına son verilmektedir. Değişiklikle; askeri mahkemeler ast-üst hiyerarşik ilişkisinin dışına çıkarılarak bağımsızlaştırılmaktadır. Mahkemeler emir-komutayla değil hukuka göre çalışacaktır. Askeri hakimler sicil korkusu taşımayacak ve “hakimlik teminatı” altında çalışacaklardır.
Bu düzenlemeyle vatandaşlar kişisel bilgilerinin istismar edilmesi ihtimaline karşı korunacaklardır. Buna göre: Herkes kendisi ile ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olacak. Bu hak, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsayacak. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızası ile işlenebilecek. Fişlemeye son verilecek.
İdarenin uygulamalarından dolayı haksızlığa uğrayan vatandaşlar, hukuk dışında da şikayetlerini iletecekleri bir merci bulabilecekler. Değişiklikle kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu vatandaşın işini kolaylaştıracak. Vatandaşlar mahkemeye gitmeden sorunlarını Kamu Denetçiliği Kurumu aracılığıyla çözüme kavuşturabilecek ve işler seri bir şekilde halledilebilecek. Bu yolla mahkemelerin yükü de hafifletilecek.
Mevcut anayasaya göre, aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunması mümkün değildir. Yeni düzenlemeyle bu engel kaldırılmaktadır. Memurlara toplu sözleşme hakkı getirilmekte ve anlaşmazlık halinde son söz, içinde memurların temsilcilerinin de bulunduğu Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna verilmektedir. Bakanlar kurulunun son sözü söyleme yetkisi kaldırılmaktadır. Toplu sözleşme hükümleri emeklilere de yansıtılacak. Grev hakkına getirilen anayasal sınırlamalar kaldırılmaktadır. Grev esnasında meydana gelen zararlardan sendikanın sorumlu tutulmasına,sendikal hakların güçlendirilmesi amacıyla son verilmektedir. Siyasi amaçlı grev ve lokavt gibi faaliyetlerle ilgili yasaklar kaldırılmakta ve anayasamız bu konuda da çağdaş standartlara kavuşmaktadır.
İşçi ve işveren sendikalarının, tüccarın, esnafın, sanayicinin bağlı bulundukları derneklerin, meslek örgütlerinin ve odaların çatı kuruluşları olan birlik ve konfederasyonların temsilcileri ile bazı hükümet üyelerinden oluşan konsey bu değişiklikle anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Konsey artık hükümetlerin inisiyatifine bağlı olmadan bir zorunluluk olarak sosyal ve ekonomik politikaların belirlenmesi ve uygulamasında hep var olacaktır. Böylece toplumun geniş bir bölümü yönetime dahil olacaktır.
HSYK’nın halen 7 asıl 5 yedek olan kurul üye sayısı 22’ye çıkarılacak. 12 üye de yedek olarak tespit edilecek. Kurul’un 10’u Yargıtay ve Danıştay Genel Kurulları tarafından doğrudan seçilecek, Geri kalan üyeliklerin 16’sı 1. kademe mahkemelerde görev yapan hakim ve savcılar tarafından, 2’si Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu tarafından seçilecek, 4’ü ise doğrudan Cumhurbaşkanı’nca atanacaktır. Yargının tümünü temsil edebilmesi için birinci sınıf hakim ve savcıların yanı sıra Adalet Akademisi, hukukçu öğretim üyeleri ile avukatların HSYK’da temsili sağlanacak. Böylelikle HSYK geniş tabanlı temsil kabiliyeti kazanacak.